image

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

1/C SINIFI 1. DÖNEM KARNE GÜNÜMÜZ

Merhabalar,

Daha düne kadar bu çocuklar bu parmaklarla nasıl yazacaklar diye endişelenirken bir baktım bizimkiler okumuş yazmış ve karne alıyorlar. Bugün çok neşeliydiler. Hep böyle mutlu karneler alırsınız inşallah. Özleyeceğim kuşlarımı. Arada bir aramaktan çekinmeyin, seslerini duymak beni mutlu eder.

Tatille ilgili yapılacak çalışmaları onlara anlattım. Hiç ödevimiz yok, sadece eğlencelerimiz var. Tatil kitabını düzenli olarak yapalım. Hergün mutlaka düzenli kitap okuma saatlerimize devam edelim. Akşamları o gün neler yaptıklarını günlük olarak yazacaklar. Yalnız çok kısa yazarlar o yüzden siz biraz daha açın. Ayrıntılı olarak yazabilirler. Tatilimize verimli geçirelim. Plan yapar ve plana uyarsanız mutlaka her türlü eğlenceye zaman kalır. Özellikle arkadaşla dışarıda oyun oynamalarını sağlayın. Bilgisayar ve televizyonla zevk alan çocuklar olmasınlar.

Evet değerli 1/C ailesi, hepinize güzel bir tatil diliyorum. Kuşlarımı iyi dinlendirin nasipse ikinci dönem sıkı bir tempo onları bekliyor. İyi tatiller…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

İlk Karnelerimiz Hazır

image

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

16 OCAK 2015 CUMA NOTLARIM

Merhabalar,

Bir haftayı daha kapattık. Bugün bizimkiler bir tuhaftı. Çok konuşuyorlar ve çok hareketliler.( Bunlara ne yediriyorsunuz siz ?) Yazı yazmak istemiyorlar, aşırı yavaşlar. Tahtadaki öyküyü bir derste yazıp bitiremediler. Biraz hızlanmalarını istiyorum. Adam tahtayı yazmamış arkadan bağırıyor: ” Öğretmenim kaç kez yazacağız. ”  Güler misin ağlar mısın?

Matematikte küçüklerin parmaklarıyla işlem yapmaları o kadar hoşuma gidiyor ki. Minik minik parmaklar güzel güzel sayıyor. Bunu yazarken bile mutlu oluyorum düşünün artık. Biz bunları o kadar çok seviyoruz, bunlar bizim canımıza okuyor. Nazar değiyor herhalde.

Haftasonu verdiğim çalışmaları yaparsınız. Bunun yanında Bayrak şiiri benim için çok önemli. Pazartesi herkes ezberleyecek. Onu sınıfta toplu okumak çok hoşlarına gidecek. Tüm sınıflarım bu şiirleri ezberlemiştir. Bizim için önemli birçok şiiri bu yolla ezberleyeceğiz. Daha sonra biz şiir yazacağız, biraz büyüyünce…

Günlük kitap okuma çalışmalarına devam ediyoruz. Kitap okuma ödevi yok ona göre. Kitap okuma eğlencesi var. Kitap okuyan bir çocuğun anlama kabiliyeti yükseliyor. Dolaylı olarak tüm dersler buna bağlı aslında. Bir de pazartesiye albüm istiyorum. Çocukluğum adlı bir çalışma. Notla değerlendirmiyorum. Okulda sunum yapacaklar. kendi bebekliklerini bu yaşa kadar fotoğraflarla anlatacaklar. Her fotoğrafın altına konuyla ilgili kısa bilgi yazsınlar. Bunları sınıfta asmayacağım. Çünkü fotoğraflar değerli ve geri eve dönmeli.

Geçen haftalarda vermiştim ama yazmayınca unutuluyor. Herkes adres ve telefonlarını ezbere bilecek. Şu ana kadar ezberlemiş olmaları gerekirdi ama bilmiyorlar. Bazı velilerim tatil ödevlerini soruyor. Tatil adı üstünde tatil. Değişik çalışmalar yapmak lazım. O nedenle ben bir tatil kitabı aldım. Karneyle onu vereceğim. Onu çalışsalar ve bol bol kitap okusalar yeterli. Okuduğunuz kitapları mutlaka liste yapın. Yapanlar yapıyor gerçi…

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Hepinize iyi tatiller…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

SINIFIMIZIN BİR YETİM KARDEŞİ OLSUN İSTER MİSİNİZ?

indir

Tekrar merhaba,

Bugün bu proje aklıma geldi ve çok mutlu oldum. Bizimkilerin kalbine dokunacak bir proje. Vesile olanlardan Allah razı olsun. Başvuru yapıyorsunuz ve aylık 90 lira karşılığında bir yetim kardeşimiz oluyor. Bu ülkemizden olduğu kadar yurtdışından da olabiliyor. Sahip çıktığımız yetimle ilgili fotoğraflar, bilgiler geliyor ve sizde güzel bir duygu hissediyorsunuz. Bu konuda desteklerinizi bekliyorum. Aylık ben şu kadar verebilirim diyenler yarın sınıf annelerine isimlerini ve verebilecekleri miktarı yazsınlar. Bakalım bizim sınıfın kaç yetim kardeşi olacak. Unutmayın bizim de çocuklarımız var ve bu yapacağımız küçük faaliyetler belki onların geleceklerinde bir çok belayı engelleyecektir.  Bu konuda benim velilerim de duyarlı olduklarını biliyorum. Hadi bakalım kaç yetim kardeşimiz olacak…

Konu ile ilgili bilgi için tıklayın…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

14 OCAK 2015 ÇARŞAMBA NOTLARIM

Merhabalar,

Havalar güzel olunca attık kendimizi dışarıya. Bizimkiler temiz ve güneşli havayı baya özlemiş. Artık bazı konularda daha hassas davranıyorlar. Son ders masal dinleme, anlatma ve drama çalışması yapıyoruz. Öyle güzel dinliyorlar ki şaşarsınız. Bu dikkati tüm derslerde devam ettirseler harika olacak.

Eve gönderdiğim çalışmalarda Nasrettin Hoca metnini deftere yazmaya gerek yok. Bol bol okuma ve üzerine cevaplar. Bugün yaptığım değerlendirmede not vermedim sadece gördüğüm hataları belirttim. Not verdiğimiz zaman çocuklar negatif etkileniyor. Böyle devam edeceğim. Siz artı ve eksilerden ne yaptığını anlarsınız. Çocuk yaptığı yanlışı görüp düzeltse yeterli.

Verilen ödevlerde esnek olabilirsiniz. Çocukları çok da sıkmadan zevkle çalışmalarını yapmalarını sağlayın. Artık çocuklar ödev yapmayı seviyorlar. Benim kontrol etmem onların çok hoşuna gidiyor. Toplama ve çıkarmalarda parmak kullanmaya çalışın. Geri sayma hatta hızlı hızlı sayma çalışması çok önemli. Bazılarımızın okumaları çok güzel oldu. Ancak okumayanlar belli oluyor merak etmeyin. Bir tane kitap kurdumuz şu an 84. kitapta. Ona göre siz değerlendirme yapabilirsiniz. Mutlaka günlük okuma saatlerini başlatın ve düzenli olarak her gün ve her yıl yapmaya çalışın.

Türkçe kitabına başlamaya korkuyorum. Okumaya yeni başlayan bir öğrenci için metinler çok uzun ve anlaşılmaz. Elimde çok güzel metinler var. Onları işleyip bitirince kitaba başlarız.

Matematik defterine problem yazarken harflerin boyutunu ayarlayamıyorlar. Harfleri biraz küçültebilseler çok daha güzel olacak. Genel olarak defter kullanımı çok güzel. Yazılarını hızlandırıyorlar. Okulda belli bir sürede metni yazmalarını istiyorum ve bitirmeseler bile pat diye kapatıyorum. Bazıları çok yavaş davranıyor ve vaktini boşa harcıyor. Yaz dediğim halde on dakikadır defterini çıkaramayan öğrenci oluyor. Düşünün artık. Evde sesli okuma ve sessiz okuma çalışmaları yapalım. Sessiz okumada kesinlikle dudak kapalı olacak ve gözle okunacak.

Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar. Hoşçakalın…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

12 OCAK 2015 PAZARTESİ NOTLARIM

Evet birinci dönem sonuna yaklaşıyoruz. Ne çabuk geçti zaman. Bir bakmışsınız dördüncü sınıftan çıkıyoruz. Hayat böyle işte. Özellikle bu şehirde zaman daha hızlı akıyor. Çocukların okumaları baya hızlanıyor. Artık metin işlemek daha bir zevkli olmaya başladı. Normal ders işlemeye başlıyoruz. Okumalar hızlanıyor ama yazıda çok yavaşlar. Hızlı ve güzel yazı çok önemli. Hızlı yaz dediğinizde yazıyı bozuyorlar. Buna dikkat edelim. Genelde hergün bir masal okuyup eve anlatma ve deftere özet yazma ödevimiz var. Dinledikleri masalı anlattırın ve özetini yazdırın. Tüm harflerimiz bitti. Artık  setimizdeki tüm çalışmalar bitmiş olsun. Ordan ödev vermiyorum. Matematikte evde çalışanlar baya iyiler. Ancak tekrar yapmayanlar iyi değil. Eve gönderdiğim etkinlikleri deftere de yazacaklar. Artık siz söyleyin o yazsın çalışmaları yapmanıza gerek yok. Önündeki metni yazsa yeterli. Dikte çalışmalarını zaten masal özeti yazarken yapacaklar. Bu arada sınıfta işlediğimiz metinlerin soruları ve cevapları sınıfta yapıyoruz. Ancak yetiştiremeyenler oluyor, zil çalıyor cevaplar yazılmamış oluyor. Bunları mutlaka yazdırın.

Şu an olmasını istediğimiz yerdeyiz. Bu konuda hepinize teşekkür ediyorum. İkinci dönem artık normal sınıf çalışmalarına başlayacağız. Hepinize kolay gelsin…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

9 OCAK 2015 PAZARTESİ NOTLARIM

Merhabalar,

Her taraf 3G. (Gar, Gış , Gıyamet) . Bizimkilere tatil çok iyi geldi galiba. Bugün koşa koşa okulumuza geldik. Çocuklarımız bizi özlemiştir bir hemhal olalım dedik. Bir de ne görelim. Bizim çıtı pıtılar üşür diye gelmemişler. Okula öğretmen geliyorsa öğrenci koşa koşa gelmesi lazım. Umarım tatili okuldan daha verimli geçiriyorsunuzdur. Neyse bu kadar fırça yeter herhalde :)

Bugün gelenlerle metin okuma anlama çalışması yaptık. Türkçe dersinde bir yazılı bile olduk. Çocuklarımın okumaları hızlanıyor ve artık okuduklarını anlıyor. Çoğu yazılıdan tam not aldı. Haftasonu için verdiğim şiiri ezberleyeceğiz. Arka sayfadaki metni ve sorularını deftere yazıp cevaplayacağız. Okumanın yanında yazı çalışmalarını aksatmayalım. Yoksa çok yavaş yazmaya başlıyorlar.

Matematik dersinde toplama işlemini bitirmek istiyorum. Tatile girmeden biraz da çıkarma çalışalım. Hadi bakalım tatile devam…

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

AŞAĞIDAKİ YAZI BİZİM ÇOCUĞU MU ANLATIYOR ?

ALINTIDIR.

“Çocuğum mutlu olsun yeter ki!” diyerek onların her istediğini yapan, kuralları daha çok evin küçüklerinin belirlediği aşırı hoşgörülü ailelerde yetişen çocuklar daha bencil, doyumsuz ve mutsuz oluyor. Evde sanki dünya kendi etrafında döndüğünü zanneden çocuk, büyüdüğünde de bu sürecin devam etmesini istiyor.

Sadece kendini düşünen, kendini seven nesiller mi yetiştiriyoruz? Minik narsistler mi büyüyor? Anneler genellikle “O mutlu olsun diye her istediğini yaptık ve yapıyoruz.” diyorlar. “Her istediği olunca çocuk çok mutlu olacak!” düşüncesi sizi yanılgıya düşürmesin. Araştırmalar aşırı hoşgörülü, kural koymayan, her istediği yapılan aile çocuklarının yetişkinlikte narsistik kişilik geliştirdiğini, mutsuz ve doyumsuz olduklarını gösteriyor. Tüm deliller narsisizmin yeni nesillerde çok daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor ve Amerika’da ruhsal bozukluk olarak tanımlandırılmaktan neredeyse çıkarılma aşamasında… Çünkü her 5 kişiden biri narsist tanısı alıyor.
Aşırı hoşgörülü aile; çocuklarının bakımlarıyla, ihtiyaçlarıyla yüksek düzeyde ilgilenir, sıcak davranır, kural ve sınır koymaz, çocuklarının her istediğini yapma eğilimindedir. Bu aileler onları sevgi ve şefkate boğar, aşırı şımartır. “Sen bir tanesin, istersen her şeyi yapabilirsin!” diyerek çocuğun benliğini keşfetme yolculuğunda yanlış bir benlik algısına ve ego kabarmasına sebep olur. Dünya, anne babası tarafından çocuğun etrafında döndürülür. Çocuk o evin prensi veya prensesi olmuştur. Sürekli aldığı için veremez. Bencilce tavırlar sergiler. Sorumluluk almak çok zor gelir. Çünkü her şey ona hazır gelmiştir. Arkadaş edinmekte zorlanır. Çünkü paylaşmayı bilmez. Gerçek hayatla karşılaştığında da bu yanılsamalı dünya ve benlik algısını korumaya çalışır. Gerçek dünya ve üzerindekilerin de kendi etrafında dönmesini bekler; böyle olamadığı için de o kendi erişilmez dünyasında, fanusunda, tek başına yaşamaya başlar. Kendinden başkasını düşünemez ve sevemez olur. Hayallerinde o hâlâ bir prens veya prensestir. Diğerlerinden özel, üstün, başarılı ve değerli. Ailesinin ona küçükken sunduğu gibi…
Tedavi için gelen 11 yaşındaki kızımız da böyle büyümüştü. Ondan resim çizmesini istediğimde bana çok güzel bir genç kız resmi çizdi. Resimdeki kız pop starmış. ‘Hayatta en çok istediğin şey nedir?’ diye sorduğumda da ‘Ünlü olmak!’ dedi. ‘Ayakkabılarım olacak. Rengârenk. Kocaman da bir villam. Sonra kocaman da bir elbise dolabım. Ve kıyafetlerim…’ diye de ekledi…
Anne ve babası onun her istediğini çaresizce yapıyorlardı. İlk çocuklukta başlamıştı onun istekleri yapılmaya. Şu an 11 yaşındaydı ve istediği olmayınca avazı çıktığı kadar bağırıp anne babasına hakaret edebiliyordu. Babasının ona aldığı doğum günü hediyesini de beğenmemişti. ‘Bana bu iğrenç şeyi nasıl alırsınız! Ben bunu giymem!’ demiş ve öfke nöbeti geçirmişti. Hiçbir şeyi beğenmiyordu. Anne ve babası iyi niyetle belki aşırı merhametten çocuklarının her istediğine ‘evet’ demişlerdi ama çocuklarının ruh sağlığı bozulmuştu…
Çocukların, ruh sağlıkları için kurallara ihtiyaçları var
Çocuklar benmerkezcidirler. Anlık düşünür ve anlık davranırlar. Onlara iyiyi, kötüyü; doğruyu ve yanlışı öğretmek anne babanın görevidir. Bu da ancak sağlıklı disiplin yöntemleriyle olabilir. Anne baba net, çocuğun yaşına uygun kurallar koymalı ve bu kurallara uymasını çocuktan beklemelidir. Çocuk ancak anne ve babasının terbiyesiyle moral ahlaki değerleri öğrenebilir. Başkalarının duygularını önemser ve toplum içinde gerekli yaşam becerilerini geliştirir. Yalnız aile bu kuralları koyarken sıcak ve duygusal bir ilişki geliştirmelidir de. Yani çocuğunuzu narsisizmden korumak istiyorsanız ebeveynlik tarzınız kuralları öğreten, açıklayıcı, sevecen tutum olmalıdır…
Çocuğunuzun narsist olmasını istiyorsanız bunları uygulayın
Benliğini ve bireyselliğini çok erken dönemden itibaren ortaya çıkartın ve ona sınırsız seçenekler sunun ve isteklerini abartın. 1-2 yaşından itibaren ‘Hangisini giymek istersin?’ veya ‘Hangisini yemek istersin veya hangisini alalım?’ gibi…
Kendisi için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilme yetisinden yoksun zamanlarda kararı ona bırakın. Gideceği anaokulunu kendisi seçsin veya bezini istediği zaman çıkarsın veya o isterse kardeşi olsun. Muhtemelen bezini 5 yaşından önce bırakamaz, kardeş de istemeyecektir…
Aşırı merhametten veya sabırsızlıktan tüm işlerini onun yerine siz yapın. Ona hiç iş bırakmayın. O sadece yeter ki ders çalışsın. Sorumluluk almayan çocuk, ders çalışmakta da zorlanacaktır…
Sürekli onun haklı olduğunu savunun. Özgüveni zedelenmesin diye sınavdan kötü not aldığında suçu öğretmene ya da sorulara bağlayarak hayatta hep başkalarını suçlamasını öğretin ona. Hatta öğretmeniyle kavga edin ‘Çocuğum bu notu hak etmiyor!’ diye…

‘Başkalarının düşünceleri, duyguları önemli değil; sen kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle davran!’ diyerek sınırsız davranmasına izin verin. Sadece kendini düşündüğü için yetişkinlikte toplum kurallarına uymakta zorluk çekecek ve hatta antisosyal ve saldırgan davranışlar bile geliştirebilecektir.

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

5 OCAK 2015 PAZARTESİ NOTLARIM

Bugün bir taraftan nöbetçilik, bir taraftan çocuklardaki pazartesi sendromu beni baya yormuş. Bizimkiler tatil dönüşü birbirlerini çok özlemiş. İlla öğretmen sinirli ve suratı asık olacak. Biraz gülelim mutlu mutlu ders yapalım deyince tepenize çıkıyorlar. Çok konuşmaya başlıyorlar.

Şiirlerimizi ezberlemişiz. Güzel güzel okudular ben de onları bol puanla ödüllendirdim. Bugün toplamada verilmeyenle ilgili çalışmalar yaptık. Onlar öğrendi size de anlatalım. Verilmeyeni bulmak için gene toplama yapıyoruz (şimdilik) .Verilen sayının üzerine toplamı bulana kadar sayıyoruz. Çıkan parmak sayısı verilmeyen sayı oluyor. Eve ödev gönderdim bu şekilde yaparsınız. V sesini verdim. Bununla ilgili çalışmaları bol bol okusunlar. Bir parça metin yazarlarsa yeterli.

Bir çok meseleyi ilk toplantılarımızda konuştuğumuz ve sizleri bilgilendirdiğim halde tekrar hatırlatma gereği oluyor. Çocuklarımız birer melek değil. Evde çok sakin olan bir tip okulda aşırı hareketli olabiliyor. Ya da evde çok yaramaz biri okulda sakin ve sessiz olabiliyor. Siz çocuklarınızı tanıdığınızı zannedebilirsiniz ancak bunları dışarda ben tanıyorum. Çocuklar özellikle erkekler çok hareketli. Yerlerinde duramıyorlar. Bu yüzden kavga edecekler, barışacaklar, ceza alacaklar, ödül de alacaklar. Gayet doğal bir gelişme. Ancak olaya siz müdahale ettiğiniz zaman bu doğal gelişmeye büyük zarar verirsiniz. Eskiden öğretmen ceza verdiğinde aileler “ne yaptın da ceza aldın?” diye sorar ve öğretmeni arayıp “özür dileriz hocam bizimki sizi üzmüş sanırım” derlerdi. Şimdilerde aileler “öğretmen sana neden ceza verdi?, nasıl böyle ceza verebilir?” diyerek çocuklarına yapabilecekleri en büyük zararı yapıyorlar. Çocuğun yanında öğretmeni atıp tutarsanız öğretmen artık o çocuğa hiçbir şey veremez. Değer kaybına uğrar ve bunu siz yapmış olursunuz. Ben bu çocuklar benim çocuğum gibi düşünüyor öyle eğitmeye çalışıyorum. Umarım bendeki bu düşünce değişmez ve başkalarının çocuklarını eğitmeye başlamam. Bunları  söylemek ve yazmak gereğini  duyacağımı zannetmiyordum…

Mükemmel çocuk yetiştirmeye çalışmayın. Mükemmel çocuk diye birşey de yoktur zaten. Onlar da sizden mükemmel anne baba olmanızı beklemesinler. Doğal olun ve onlara bu yaşlarda verebileceğiniz ahlak ve terbiyeyi vermeye çalışın. Ailelerin yapacağı en önemli davranış da bu zaten. Üç yıl sonra çocuklarınızı zaten toplum ve arkadaşları eğitecek. Siz hala bu çocukların arkasını toplarsanız bunlar ne zaman büyüyecek ve sorumluluk sahibi olacak. Gerekli terbiye ve ahlak eğitimi almamış çocuklar ilerde saçma sapan arkadaşların kurbanı oluyor. Ondan sonra ah vah etmenin bir anlamı yok. Yapabileceğiniz birşeyler de kalmıyor.

Bugün sizlerle biraz da olsa düşüncelerimiz paylaştım. Umarım anlatabildim. Gerçi anlaşılmamak değil de yanlış anlaşılmaktan da korkarım. Neyse arada zülfü yare dokunmak da gerekiyor sanırım vesselam….

Categories: Uncategorized | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. The Adventure Journal Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.